OKULLARDA ŞİDDETİN ARKASINDAKİ GERÇEK: EKRANLARIN SESSİZ TERBİYESİ
...

Ramazan BÜLGEN
ramazanbulgen33@gmail.com -
Son günlerde okullarda yaşanan çocuk saldırıları artık sadece bir “disiplin sorunu” olarak açıklanamayacak kadar derin bir hâl almıştır. Her yeni olay, aslında gözümüzün önünde büyüyen ama yeterince fark etmediğimiz bir gerçeği haykırıyor: Çocuklarımızı artık sadece aileler ve öğretmenler değil, ekranlar yetiştiriyor.
Bugünün çocuğu, hayatı ilk kez annesinin gözlerinden değil, çoğu zaman bir ekranın ışığından öğreniyor. Mafyatik dizilerde suçun cazip, şiddetin meşru, güçlünün ise haklı gösterildiği sahneler; çocuk zihninde tehlikeli bir rol model oluşturuyor. Orada kötülük çoğu zaman “karizma”, zorbalık ise “liderlik” gibi sunuluyor. Çocuk ise gördüğünü sorgulamaz; taklit eder.
Dijital oyunlar da bu süreci derinleştiriyor. Saatlerce süren savaş, çatışma ve yok etme üzerine kurulu senaryolar, çocuğun zihninde şiddeti sıradanlaştırıyor. Bir süre sonra öldürmek sadece bir “oyun hamlesi”, rakibi yok etmek ise bir “başarı” hâline geliyor. Bu tekrar, duygusal körleşmeye yol açıyor. Çocuk, karşısındaki insanın acısını hissetmemeye başlıyor. Empati zayıflıyor, merhamet köreliyor.
Asıl tehlike ise burada başlıyor: Gerçek ile kurgu arasındaki sınır silinmeye başlıyor. Çocuk, ekranda gördüğü refleksleri gerçek hayata taşımaya başlıyor. Küçük bir tartışma, anlık bir öfke patlamasıyla şiddete dönüşebiliyor. Çünkü zihin, çözüm olarak artık konuşmayı değil, vurmayı öğrenmiştir.
Bunun sonuçları sadece bireysel değil, toplumsaldır. Okul koridorlarında artan gerginlik, arkadaşlık ilişkilerinde azalan güven, öğretmene karşı saygının zayıflaması… Bunların her biri, aynı kökten beslenen bir problemin yansımalarıdır. Daha da acısı, çocuk yaşta şiddete alışan bir neslin ileride bunu hayatın doğal bir parçası olarak görme ihtimalidir.
Peki ne yapmalı?
Öncelikle şunu kabul etmeliyiz: Çocukları korumak, onları dünyadan izole etmek değil; doğru içerikle buluşturmaktır. Aileler “izlesin, oyalanır” kolaycılığından vazgeçmeli, çocuklarının ne izlediğini, ne oynadığını bilmelidir. Çünkü kontrolsüz ekran, kontrolsüz bir karakter inşa eder.
Eğitim sistemi de bu gerçeği görmeli; sadece akademik başarıya değil, karakter eğitimine daha fazla ağırlık vermelidir. Empati, sabır, öfke kontrolü gibi değerler öğretilmeden verilen bilgi, eksik kalır.
Medya ise artık şunu anlamalıdır: Reyting uğruna şiddeti normalleştirmek, toplumsal bir maliyet üretir. Bugün ekranda alkışlanan şiddet, yarın sokakta karşımıza çıkar.
Unutmamalıyız ki çocuk, gördüğünün aynasıdır. Eğer ona sürekli şiddeti gösterirsek, bir gün o da şiddeti gösterir. Ama merhameti öğretirsek, dünyayı güzelleştiren bir insan olur.
Bugün mesele sadece bir okul kavgası değildir. Mesele, geleceğin nasıl bir toplum olacağıdır. Ve o toplum, şu anda çocuklarımızın baktığı ekranlarda şekillenmektedir.